Erke Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Fizyoterapi ekibi ile “özel röportaj”

Erke Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Fizyoterapi ekibi ile “özel röportaj”

Öncelikle Erke Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Fizyoterapi ekibini kısaca tanıtabilir misiniz?

Ekibimiz Melek RAMOĞLU, Alican ULU, Serkan KURT, Yasemin JALILBAYLI ve Merve ULU olmak üzere beş fizyoterapistten oluşmaktadır. Fizyoterapistlerimiz Bobath Konsepti, Duyu Bütünleme Terapisi, Manuel Terapi alanlarında uluslararası geçerliliği olan eğitimleri almış olup, alanında uzman ve yetkin kişilerdir. Uzun yıllardır pediatrik fizyoterapi alanında çalışmakta olup, güncel ve bilimsel yaklaşımları uygulamaktadırlar.

Hangi tanı gruplarına yönelik terapi uyguluyorsunuz?

Kurumumuzda serebral palsi, riskli bebek takibi, sipina bifida, down sendromu, brakial pleksus yaralanmaları, kas hastalıkları, genetik ve metabolik sendromlar, motor retardasyon, doğumsal doğumsal ve diğer nöromusküler tanılar başta olmak üzere motor gelişim bozukluğunu içeren tüm tanı gruplarına terapi hizmeti verilmektedir.

Kullandığınız terapi yöntemleri nelerdir?

Günümüzde dünyada pediatrik fizyoterapi alanında en geçerli tedavi konseptlerinin başında gelen Bobath Konsepti (Nörogelişimsel Tedavi Konsepti) ekibimiz tarafından terapi sürecinde kullanılmaktadır. Ayrıca duyusal bütünleme bozukluğuna sahip bireyler için Duyu Bütünleme Terapisi uygulanmaktadır. Brakial pleksus yaralanmaları gibi sekonder ortopedik yaralanmaları olan bireylerde manuel terapi teknikleri kullanılmaktadır.

Merkezinizde Bobath Konsepti uyguladığınızdan bahsettiniz. Bu konsept hakkında bilgi verir misiniz?

Günümüzde çocuklarla çalışan fizyoterapistler serebral palsili çocuklar başta olmak üzere duyu-motor bozukluklara neden olan farklı tablolarda bu yaklaşımı yaygın olarak kullanmaktadırlar. Bobath yaklaşımı, geliştirilen bilimsel kuramlar ve ampirik deneyimleri içine alacak şekilde biçimlendirilmiş olup, gelişmeye açık dinamik bir yapı göstermektedir. Bu yönüyle ilk uygulamalardan başlayarak günümüze kadar gelişmiş ve bazı değişimlere uğramıştır.

Günümüzde en çok kullanılan geçerliliği bilimsel olarak kanıtlanmış tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de uygulanan tedavi yöntemi Bobath konseptidir. Bobath, yaşayan bir konsepttir. Uygulanmaya başlandığı 1940’lardan bu yana mevcut bilimsel gelişmeler ışığında güncellenmiş ve güncellenmeye de devam etmektedir. 

Bobath yöntemini esasında Bertha Bobath’ın 1980’lerde söylediği bir söz özetlemektedir ”…biz hareketi öğretmiyoruz, hareketi mümkün kılıyoruz.” Bu sözden hareketle açıklayacak olursak Bobath yaklaşımı çocuğun mevcut durumunu göz önüne alarak oyun aktiviteleriyle birlikte doğru tutuş teknikleri, pozisyonlamalar, hareketin teşvik edilmesi, tedavide aileye ve ekip çalışmasına verdiği önem ve daha da önemlisi aileyi tedavi içinde tam da olması gereken yere koyması bakımından günümüzde çocuğun doğasına en yakın ve en etkin tedavi yaklaşımlarından biridir.

 

Bobath Terapisti serebral palsili çocuklarda esas sorun olan merkezi sinir sistemi üzerine yoğunlaşır. Merkezi sinir sistemini normal motor gelişim basamaklarını çok iyi bilerek irdelemeye çalışır. Bunun sonucunda yapılan kapsamlı değerlendirmeler ile merkezi sinir sistemindeki sorunun sebep olduğu bulguyu ortaya çıkarır.  Ardından çocuğun ihtiyaçlarını belirler ve bu doğrultuda konseptin gereklerini uygular. Bunu yaparken duruma bütüncül yaklaşır.

Bir Bobath Terapisti için normal motor gelişim, kas tonusu, refleksler, duyusal sorunlar, anormal hareket paternleri, algı, hafıza gibi parametreler çok önemlidir. Bobath konsepti içinde kullanılan tutuş teknikleri önemlidir. Bu tutuş teknikleri çocuk daha aktif kılınarak spastisiteyi kontrol altına almak, normal kas tonusunu sağlamak, normal motor hareketleri artırmak mümkündür.

Terapist çocuğun motor verimini kendi duysal uyarıları ile kontrol eder yada yönlendirir. Daha sonra yardımını sistematik ve dereceli bir şekilde geri çeker ve çocuk hareketi yardımsız kontrol etmeyi öğrenir. Terapistin hedefi çocuğun postüral tonusunu düzelterek daha normal yollarla hareket etmesini sağlamak ve fonksiyonellik için normal duyusal-motor paternlerde tecrübe kazandırmaktır. Bu sebeple tedavide çocuğun hareketlerinde anormal yolları kullanmasına ya da aşırı efor sarf etmesine izin verilmez.

Egzersiz programında önemli olan, tedavi yönteminin evde de günlük yaşama aktarılarak uygulanmasıdır. Çocuğa günlük yaşamda ihtiyaç duyduğu yeme-içme, giyinme, yürüme gibi fonksiyonlar için gereken motor paternler verilmelidir. Tedavi süresi çocuğun fiziksel kondüsyonuna, yaşına, problemin ciddiyetine bağlı olarak ve çocuktan çocuğa değişiklik gösterir. Kurumumuzda çocuklarımız için gerekli olan kaba ve ince motor beceriler nörogelişimsel tedavi metodu uygulanarak kazandırılmaya çalışılmaktadır.

Duyu Bütünleme Terapisi nedir ve kimlere uygulanmaktadır?

Duyu bütünleme terapisi 1960’lı yıllarda Amerikalı doktor J.Ayres tarafından, University of Southern California’da yapılan araştırma ve çalışmaların ardından uygulamaya konulmuş, devam eden süreçte tüm dünyada, çocuklar için, özellikle otizm başta olmak üzere birçok problemin çözümünde oldukça önemli bir terapi yöntemi olarak uygulanmaya başlanmıştır.

Yeni yaygınlaşmakta olan her yöntem gibi duyu bütünleme terapisinde de bilgi eksikliği ve bilinçsizce yapılan bazı uygulamalarla karşılaşmaktayız. Duyu bütünleme terapisi sadece ilgili eğitimleri tamamlamış ve sertifika almış yetkin fizyoterapistler tarafından uygulanmalıdır. Özel eğitim öğretmenleri, spor öğretmenleri ve çocuk gelişimi alanında eğitim almış diğer çalışanlar tarafından uygulanması, dışarıdan benzer bir terapi yapılıyormuş gibi görünse dahi, terapiyi alan çocuk açısından sakıncalar doğurur.

Duyu bütünleme terapisinde çocuğun aktif katılımı ile ”adaptif cevaba” ulaşmak esastır. Kişinin vücudu ve çevresinden aldığı duyu bilgileri beyinde bilginin kavranması, yorumlanması ve bütünleştirilmesi işlemlerinden geçerek, ortaya çıkan duyusal bilginin kullanılarak organize bir cevap açığa çıkarılması sağlanır. Pasif uyaran vermek duyu bütünleme terapisinin amaçlarına uygun olmadığı gibi çocuğa da hiçbir şekilde fayda sağlamaz, hatta zarar verebilir. Duyu bütünleme terapisi; direkt olarak çocuğun merkezi sinir sitemine etki ettiği için sinir sisteminin gelişimini sağlar.

Terapideki hedef çocuğun her zaman mutlu, iletişime açık ve ortamdaki uyaranları rahatlıkla tolere edebilir halde olmasını sağlamaktır. Olumlu tecrübeler öğrenmeyi kolaylaştırır. Seans sırasında mutlu olan çocuk iletişimi sürdürür ve oyun sırasında öğrendiği bilgileri günlük yaşamına çok daha kolay entegre eder.

Terapi seanslarının başında çocuk değerlendirilir ve hangi alanlarda ne şekilde sorun yaşadığı tespit edilir. Çocuğun problem yaşadığı alanlardaki bozukluğun davranışlarına ne şekilde yansıdığı gözlemlenir ve uygun terapi programı çizilir. Terapi sırasında aile sürecin en önemli parçasıdır ve terapistle aile, çocuğun da içinde olduğu bir takım gibi çalışmak zorundadır. 

Terapi sürecinde başarınızı etkileyen etmenlerin neler olduğu düşünüyorsunuz?

Kurumumuzda çocuklarımızın fonksiyonel yetenekleri bizler tarafından gözlemlenmekte ve analiz edilmektedir. Tedaviyi bu detaylı analize göre program oluşturarak ve kişiye özel olarak uygulamaktayız. Bu kişiye özel programı alınan eğitimler doğrultusunda çocuğun ihtiyaçlarına göre sentezleyerek hazırlıyoruz ve uyguluyoruz. Çocuğun aktif  katılımını sağlamak ve terapiyi daha etkin hale getirebilmek için uygun ortam ve materyale  sahip olmamız da bu süreci olumlu yönde etkilemektedir. Bunun yanında tedavi sürecine katılımın devamlı ve düzenli olması bize göre anahtar noktadır. Terapi bir ekip işidir ve aile bu ekibin en önemli elamanıdır. Doğru bir aile eğitimi bu sebeple terapinin vazgeçilmez parçasıdır.

Aile eğitimine yönelik çalışmalarınız nelerdir?

Öncelikle yaptığımız değerlendirmeler sonucunda çocuğun motor ve duyusal gelişimi hakkında elde ettiğimiz bilgileri detaylı bir şekilde aileye aktarıyoruz. Aileyle birlikte çocuğun potansiyeline uygun kısa ve uzun dönem hedeflerimizi belirliyoruz. Kişiye özel olarak planladığımız tedavi programını uygularken eşzamanlı olarak aileye de evde bu tedavi programını sürdürmesi için gerekli eğitimi veriyoruz. Bu eğitim içerisinde pozisyonlamaların ve  el tutuşlarının gösterilmesi , varsa yardımcı cihazlarının (ortez , yürüteç, oturma ve ayakta durma düzenekleri) kullanımı hakkında bilgilendirmeler  ve çocuğun tedavi programında yer alan egzersizlerin öğretilmesi yer almaktadır. Bunun dışında aldığımız eğitimler doğrultusunda belirli aralıklarla ailelere yönelik bilimsel içerikli bilgilendirme toplantıları ve eğitim seminerleri düzenlemekteyiz. 

Erke fizyoterapi biriminin diğer kurumlardan ayıran özellikleri nelerdir?

Erke fizyoterapi ekibi olarak  biz ; alanında deneyimli,uzun yıllardır birlikte çalışmakta olan ve bundan keyif alan, birbirini destekleyen, bilgi ve görüş paylaşımı içerisinde koordineli çalışan dinamik bir ekibiz. Aldığımız eğitimlerin yanı sıra mesleki güncel gelişmeleri takip edip kendimizi ve bilgilerimizi geliştirmeye devam ediyoruz ve edeceğiz. Ayrıca terapimizde çocuklarla olan olumlu iletişimiz ve çocuğun seansa aktif katılımı en önemli farklarımızdan biridir. Kurumuzun fiziksel donanımının uygunluğu ve kullandığımız materyallerin çeşitliliği , çocukların ihtiyaçları doğrultusunda terapimizi daha etkin kılmakta ve desteklemektedir. Bugünlerde içinde olduğumuz pandemi sürecinde terapi odalarımızın genişliği sayesinde daha güvenli çalışabilmekteyiz. Bu etmenlerin hepsi kurumumuzun farkını oluşturmaktadır.

Erke fizyoterapi ekibi olarak gelecekteki hedefleriniz nelerdir?

Sahip olduğumuz kaliteyi arttırarak devam ettirmek öncelikli hedefimizdir. Bunun yanında mesleki bilgilerimizi, bilimsel gelişmeleri takip ederek sürekli olarak güncel tutmayı amaçlamaktayız. Yapmış olduğumuz bilimsel bilgilendirme toplantıları ve seminerlerin devamlılığını sağlayarak  böylelikle hem meslektaşlarımızın hem de ailelerimizin  bu bilgilendirmelerden kazanımlarını devam ettirmeyi hedefliyoruz.

Özel Erke Özel Eğitim ve Rehabilitasyoın Merkezi’nde  çocuğunun terapi almasını isteyen aileler nasıl bir yol izlemelidir?

Öncelikle raporla kurumumuza gelmek isteyen aileler, sağlık kurulu raporu almalıdır. Bu raporda özel eğitim gereksinimi olduğuna dair tespitte bulunulduktan sonra Rehberlik Araştırma Merkezi (RAM)’ne başvurulmalıdır. Rehberlik Araştırma Merkezi’nden alınan rapor ile kurumumuzda ücretsiz olarak aylık 8 bireysel seans alabilirler.

Detaylı bilgi ve ücretsiz danışmanlık almak isterseniz hemen bizi arayabilirsiniz.

Tel: 0 232 472 30 35