Erke Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi “Öğrenme Güçlüğü” Ekibi Ile Özel Röportaj

Erke Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi “Öğrenme Güçlüğü” Ekibi Ile Özel Röportaj

Erke Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi bünyesinde bulunan “özel gereksinimi bulunan” öğrencilere, her konuda destek verilmektedir. “Öğrenme Güçlüğü Bölümü” de  bunlardan birisidir. Alanında uzman eğitmenlerimiz, güncel bilgilerle sürekli gündemi takip etmektedirler. Ailelere her konuda sınırsız destek veren eğitmenler, “öğrenme güçlüğü” konularında her öğrenciye özenle yaklaşır ve öğrencinin genel durumuna göre bir yol haritası hazırlayarak, velisi ile birlikte hareket eder. Aylin ALEGÖZ ile “öğrenme güçlüğü bölümü” nün işleyişini ve bu bölümde verilen hizmetleri konuştuk.

Bize kendinizden bahseder misiniz? “Aylin Alegöz” kimdir? 

Balıkesir Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği’ni bitirdikten sonra Necmettin Erbakan Üniversitesinde Özel Eğitim Yüksek Lisansımı yaptım. Burada tek amacım özel eğitim ihtiyacı olan çocuklara Türkçe öğretimini kazandırmak ve geliştirmekti. Bu amaçla yüksek lisans mezuniyetimden sonra rehabilitasyon merkezlerinde Türkçe dilbilgisi, okuma, anlama, yazma konularına çalışmaya başladım. 

Lisans eğitiminizin Türkçe öğretmenliği olması size artı ya da eksi olarak bir şey kattı mı? 

Çok fazla katkısını gördüm. Zira özel eğitim sadece temel becerilerin öğretildiği bir alan olarak sınırlı değil. Sonuçta bir takım engellere sahip çocuklar bir kenara itilecek ya da ayrıştırılacak bireyler değillerdir. Onların da olabildiğince yukarı çıkmaları, iyi bir yerlere gelmeleri gözardı edilmemelidir. Mesela öğrenme güçlüğü yaşayan bir çocukla, doğru yöntemlerle pek çok dilbilgisi becerisini kazandırabiliyorsunuz. Nitekim diğer engel grupları da doğru ve iyi bir şekilde desteklendiklerinde konuları öğrenebilmektedirler. Bir slogan vardır, belki biraz klişe ama “Eğitimde feda edilecek fert yoktur” diye. Bu çok doğru ve yerinde bir söz. Yeter ki doğru programı doğru bir şekilde öğretin. 

Hangi grup öğrencilerle çalışıyorsunuz? 

Okuma yazma seviyesine gelmiş her engel grubundan çocukla çalışıyorum. Bunlar içersinde ağırlıklı olarak Öğrenme güçlüğü, hafif düzey zihinsel engel, otizm ve görme engelliler grubunda az görenler diyebiliriz. 

Geniş bir skalada çalışıyorsunuz, bu farklı gruplarda okuma yazma öğretme sürecinde farklılıklar oluyor mu? 

Evet, çocukların ihtiyaçlarına göre ve çocukların yaş dönem özelliklerine bilişsel ve duygusal gelişimlerine göre farklılıklar yaşanmakta. Aynı tanıya sahip çocuklar arasında bile bireysel farklılıklar olduğu için çocuğun kendisi, yeterlilikleri, geliştirmesi gereken alanlar gözönüne alınarak bireysel okuma yazma planı hazırlanmaktadır. Çocuğa okuma yazma süre- cinde, çocuğun bireysel özelliği ve alt yapısına göre sesle, heceyle, cümleyle, vb. farklı yöntemler tek tek veya koordineli kullanılarak çocuğa okuma öğretilmekte. Burada asıl amaç çocuğun okumadan korkmadan sakin, huzurlu bir şekilde dilin şifresini (kodunu)çözmesine destek olmak ve sağlamaktır. 

Çocuğun kendi düzeyine uygun anlama becerisini kazanması ve geliştirmesi de hedeflenmektedir. Ayrıca Türkiye’de çok yoğun olarak üzerinde durulmayan yazma konusu üzerinde durmaktayım. Biliyorsunuz normal çocuklarda kız ve erkekler okula başladığında yazma kız çocuklarında daha düzgün olmakta. Bu durum gelişim özel- liklerinden ve belki de kızların daha özen göstermesinden kaynaklansa da erkek çocukların yazısının kötü olması üzerinde pek durulmamakta. Aslında erkek çocukların ince kas gelişimi ilk, üçüncü sınıfta kızların birinci sınıftaki düzeyine gelmektedir. Bunda tabi bireysel farklılıklar da olabilir. Özellikle erkek çocuklarda da yazı düzeltme üzerinde durulmamakta, yazıya önem verilmemektedir. 

Türkçe okuma yazma diyoruz, sadece okuma değil yazma önemli bir süreç. Bu konu da yaptığınız çalışmalar var mı? 

Çocuklarda yazma üzerinde durulmasa da bu durumun çocuğun tüm öğrenme sürecini etkilediğini düşünüyorum. Yazı şekli çocuğun özgüvenini etkilemekte. Özellikle disleksik çocuklarda yazı şekli yetersizlik duygusunu arttırmaktadır. Yazı şeklinin bozukluğu çocuğun öğrenmeyi yapılandırması sürecini de yansıtmaktadır. Çocuğun bütüncül, anlamlı öğrenmesinde yazı şeklinin önemi göz ardı edilmemelidir. 

Yazma konusunda geliştirilmiş Türkçe’ye uygun farklı etkinlikler yapılmaktadır. Bu etkinlikle çocuğun el yazısının okul aile işbirliği içinde oldukça kısa bir sürede düzeldiği gözlenmektedir. 

Türkçe eğitiminde engelli çocukların ve bireylerin anlama becerileri nasıl geliştirilebilir? 

Öncelikle Türkçe okuma-anlama-yazma bir bütün olarak ele alınmalı. Engelli çocuklarda kavramları tanıma, anlamlandırma, kavramlar arası bağlantıların kurulması anlama sürecinde desteklenmesi ve ilgilenilmesi gereken ilk adımlardandır. Çocuğun engel durumuna ve düzeyine göre, farklı anlama çalışmaları bütüncül bir şekilde yapılmaktadır. Çocuğun anlama süreci günlük yaşama uygun etkinliklerle, eğer çocuk örgün eğitime devam ediyorsa okulla ve tabi ki aile ile işbirliği içinde soru-cevap, anlatım vb. tekniklerle geliştirilmektedir. 

Ayrıca görme engelli veya az gören yetişkin öğrencilerimizin e-kpps gibi sınavlara hazırlanma sürecinde anlama düzeyleri geliştirilmeye çalışılmaktadır. 

Türkçe eğitimi sizce neden gereklidir? 

Günümüzde engelli bireylerin kendilerini ifade etmeleri özgürleşmelerinde oldukça önemlidir. Engelli birey/çocuk kendini ne kadar iyi ifade ederse karşısındakiler tarafından anlaşılır. Ayrıca bu süreçte birey/çocuk kendini ifade ederken aslında kendinin farkına varır. Gelişimin başlamasının da ilk basamağı da burasıdır. 

Ek olarak öğrencilerimizin akademik performanslarına da olumlu katkılar sağlamaktadır. 

Keyfli sohbet için çok teşekkür ederiz.