Erke Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi öğrenme güçlüğü ekibi ile özel röportaj

Erke Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi öğrenme güçlüğü ekibi ile özel röportaj

Erke Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi bünyesinde bulunan “özel gereksinimi bulunan” öğrencilere, her konuda destek verilmektedir. “Öğrenme Güçlüğü” merkezimiz de bunlardan birisidir. Alanında uzman eğitmenlerimiz, güncel bilgilerle sürekli gündemi takip etmektedirler. Ailelere her konuda sınırsız destek veren eğitmenler, “Öğrenme Güçlüğü” konularında her öğrenciye özenle yaklaşır ve öğrencinin genel durumuna göre bir yol haritası hazırlayarak, velisi ile birlikte hareket eder. Aydın Elagöz ve Murat Bala ile “Öğrenme Güçlüğü” merkezimizin işleyişini, verilen hizmetleri ve konuların bütün olarak ele alınması gerekliliğini konuştuk.

Aydın Alegöz

Erke Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi öğrenme güçlüğü ekibini kısaca tanıtabilir misiniz?

Biz Murat Bala ve Aydın Alegöz, İzmir’de on yılı aşkın süredir birlikte çalışmaktayız. Erke Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde ise beş yıldır çalışmaktayız. Bu süre zarfında ikimiz de öğrenme güçlüğünün üç ana kolu diyebileceğimiz disleksi, disgrafi ve diskalkuli alanında uzmanlaştık. Yurt içinde pek çok seminer ve eğitimlere gerek katılımcı gerekse de formatör olarak katıldık. Deneyimlerimizi paylaştık.

Basit bir soruyla “öğrenme güçlüğü” nedir?
Öğrenme güçlüğü, bir kişinin gerçek potansiyelini göstermesini engelleyen belirli bir öğrenme yetersizliğidir, diyebiliriz. Ancak tanım basit görünse de öğrenme güçlüğü, genellikle, okuma-yazma ve matematik yanında, zayıf kısa süreli hafıza veya hafızadaki işlemleme hızı belirtileri ile kendini gösterir ve bu da çocuğun performansını ciddi anlamda etkiler. Genel olarak öğrenme güçlüğü de kendi içinde sınıflandırıldığında okuma güçlüğü, disleksi; yazma güçlüğü, disgrafi; matematik öğrenme güçlüğü, diskalkuli olarak adlandırılmaktadır.

“Öğrenme güçlüğü” tanısı nasıl konabilir?
Bir çocuğa öğrenme güçlüğü tanısı koyulabilmesi için zeka düzeyinde problem olmaması gerekmektedir. Yani, diğer alanlarda yaşıtları gibi başarılı veya yaşıtlarından daha becerikli olduğu halde fonolojik problemler yaşayan çocuklara disleksi teşhisi konulabilir.

Yukarıda bahsettiğiniz öğrenme güçlüğünün alt dalları nasıl belirtiler gösterir?
Okuma bozukluğu, diğer adıyla, okuma güçlüğü ya da popüler bir tabirle disleksi; kelimeleri tersten
okuma, harfleri, heceleri ya da kelimeleri atlama, heceleri karıştırma, harfleri karıştırma, duraksayarak okuma gibi belirtiler gösterir.
Yazı bozukluğu yani disgrafiye sahip olan çocuklar, yazı yazmak istediklerinde harfleri ters yazmaları, bazı harflerle rakamları karıştırmaları, kısacası birbirine benzer sembolleri karıştırıp hatalı kullanmaları ile belirti gösterirler. Örneğin; “c” harfini ters yazabilir veya “z” yerine “2” rakamını kullanabilirler. Özellikle “d” harfi ile “b” harfi, noktalı harflerle noktasız harfler sıklıkla karıştırılır.

Matematik öğrenme güçlüğü diskalkuli; “Matematiksel ilişkileri anlama, yazma ve hesaplamada; sayısal sembolleri tanıma, kullanma ve yazmada bozukluk ya da eksiklik” olarak tanımlanır.

Öğrenme güçlüğü okul öncesi dönemde belirlenebilir mi?
Bu yaşa bağlı bir durumdur. Ben öğrenme güçlüğü belirtilerinin okul öncesi çağda tespit edilebileceğine inanıyorum; ancak çocuk okula başlamadan tanı koymak çok zor olabiliyor ya da aile ve okul öncesi öğretmenleri bunu fark edemeyebiliyorlar. Bir de bu durum ağırlıklı olarak çocuğun okuryazarlığını etkilediği için çoğunlukla ilkokulda fark edilebiliyor. Beş ya da altı yaşındaki çocukların, yeteneklerini değerlendirirken, gelişimde geride kalıp kalmadığını anlamak, bugün için artık çok zor olmasa da duyarlı ve farkındalığı yüksek bir okul öncesi öğretmen tarafından kolaylıkla fark edilebilir.

Ancak bir çocuk, kafiyeleri, tekerlemeleri öğrenmede; şarkı söyleme veya şiir okumada güçlük çekiyorsa, bu tarz etkinliklerden kaçıyorsa öğrenme güçlüğünden şüphe edilebilir. Çocuklar arkadaşlarının isimlerini veya nasıl oyun oynayacaklarını sürekli olarak karıştırıyorlarsa, bunlar disleksinin erken belirtileri olabilir.

İşitsel algılama bozukluğu, disleksinin başka bir işaretidir. Küçük çocukların kelimeleri farklı telaffuz
etmelerinin komik olduğunu düşünebiliriz ancak bu durum bize endişelenmek için bazen bir neden olmalıdır.

Kıyafetlerini ters giymek, ayakkabı giyememek, topa vuramamak da gördüğümüz belirtilerdir. Genel olarak, disleksi erken belirtileri oldukça erken yaşlarda dikkatli bir gözlemle tespit edilebilir. Bütün bunlar, öğrenme güçlüğü belirtileri olarak değerlendirilebilecek yeterli ipuçlarıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, belirtiler her zaman birlikte görülmez veya bahsedilen her belirti için öğrenme güçlüğü tanısı konulmaz.

Öğrenme güçlüğünün düzeltilmesinde nasıl bir yol izliyorsunuz?
Öğrenme güçlüğünün düzeltilmesinde izlenecek yol kişiden kişiye değiştiği için çok çeşitlidir. Bu konuda genel geçer reçeteler yoktur. Genel, yuvarlak öneriler yanıltıcı olabilir. Onun yerine çocuğun kendine özgü yeterliliklerini ve yetersizliklerini ön plana çıkarmayı esas alan bir çalışma disiplini uyguluyoruz. Bu şekilde çalışma, çalışana çok yük getirse de, çalışmaların ölçülebilir ve kaydedilebilir olması, gelişmelerin her an gözlemlenmesini sağlamaktadır. Bu da bizleri ve çocuğu ciddi biçimde motive etmektedir.

Biraz da kitabınızdan bahsedebilir misiniz?
Kitabımız Ocak 2018 tarihinde, Nobel Akademi Yayınlarından çıktı. Kitabımız aslında bir ihtiyaç dahilinde oluştu. Gerek deneyimlerimiz gerekse bilimsel olarak okuduğumuz ve uyguladığımız, kesin sonuç aldığımız yöntemleri derleyerek yazdık.

Şu ana kadar gerek akademik çevrelerden gerekse alanda çalışan öğretmenlerden ve ailelerden çok güzel geri dönüşler aldık. Kitabı yazarken, Türkiye’nin dört bir yanında var olduğuna inandığımız ve herhangi bir destek alamayan çocukların ailelerini desteklemek tek hedefimizdi. Şu anda kitabımızın bazı üniversitelerin özel eğitim bölümlerinde de ders kitabı olarak okutulması da bizi ziyadesiyle memnun etti.

Son olarak ebeveynler öğrenme güçlüğü olan bir çocuğa nasıl destek olabilir?

Ebeveynler çocuklarına sevgilerini, desteklerini ve ilgilerini göstererek ve onların özgüvenini güçlendirerek onlara yardımcı olabilirler. Ebeveynler çocuklarının iyi olduğu konuları belirlesinler ve onlara odaklansınlar. Bu, çocuğun tam olarak hangi konuda güçlü olduğunu bilmesi, incinmemesi veya kötü hissetmemesi için gereklidir. İster resim ister spor olsun, her çocuğun kendine özgü güçlü yönleri vardır; bu nedenle çocuğunuzun onları bulmasına yardım ettiğinizden ve onlara güçlü bir destek verdiğinizden emin olun.